''TOST NESLİ TEST NESLİ''

Dört ay önce öğretmenvi berberinde görmüştüm kendilerini.. 

Çantamda daima hazır tuttuğum  son çıkan: ”Osmanlı’ nın Uluborlu Rumları “adlı kitabımı hediye etmiştim.               

 Hediye kitabımla kendi isteğiyle bir resmini çekmemi istedi.                                                             

Sonra da yüzüme bakarak:

 “ Yılda bir kez geliniz, ayranımızı içiniz. Fakat ayranımızı kabartmayınız ”                                   

Isparta’ dan 1924’ te gönderilen Isparta’ lı Rum torunlar için bu sözü söylemişti.

Yunan-Rum aklının hala gözünün Psidya Sparta’ sında (Isparta) olduğunu bilyor, sıksık konuşuyorduk. Bundan dolayı Ispartalı her bir Rum torunla görüşürken temkinli olmak gerektiğini hatırlatırdı.

Kendisi de Isparta’ dan giden Rumlarla ilgili bir kitap yazmıştı.                                                       

Bundan dolayı Yunanistan-Atina  Neo Lonia bölgesinde oturan,  Ispartalı Rumlar Derneği üyeleri hatıra olsun anlamında bir tunç madalyon hediye etmişler. (2004)                                                                                              

Sümer öğretmen hep cebinde, bir mendile sarılı gezdirirdi madalyonu..                                     

Mutlaka sohbet birikiminde lafı oraya getirir. Cebinden usulca çıkarttığı madalyonu gösterirdi.

Isparta’ lı Rumlar  Isparta’ mıza ticareti, halıcılığı, gülcülüğü, taş bina ustalığını öğretmişlerdi” derdi. “Ispartalılar Ispartalı rumlara çokşey borçlular” derdi..

Sümer Öğretmen kendisinin Anamas yaylalı bir yörük obasından geldiğini ama ait olduğu yörük obalı insanlarla dengeli ve temkinli mesafeyi korumak gerektiğini söylerdi.                                                                

Geldiği kökeni bile eleştirecek kadar yiğitti Sümer öğretmen!

 “Dağdan dağa sekerek, Ellerinde tengerek, Yünü kırk kat bükerek, Çorap örer mil ile, Dostluk kurar yel ile...”                                                                                                                      

Kendi insanını kıyasıya eleştirirdikorkmadan!..

“Toroslardan bir yel eser, o yakadan bu yakaya...                                                                                   Ağaclara baş eğdirmiş, bak yeldeki fiyakaya!..                                                                                 Yoredeki yurüklerle, dost mudur, duşman mıdır, hic belli olmaz!..                                                  Bakarsın, meltem misali sever, poyraz misali döver...”        derdi rahmetli Sümer öğretmen..                                                                  

Nedenini az çok açıklamıştı. En çok sevdiği Ispartalılardan Kuleönü halkıydı Sümer Öğretmenin.   “Onlar bize Selçuklu devleti sultanlarının hediyeleri “ derdi.  Ve benim  mutlaka Kuleönü Selçuklu Oğuz-Bozok Kayı Bayat  yörükleri için Kuleönü kasabalılar için bir kalıcı araştırma kitabı yazmamı istemişti.  Vasiyetini mutlaka yerine getireceğim yanın zamanda.

Yüz yüze geldiğimizdeKuleönü’lü insanlarımız için:

 "Satmam" demiş Kuleönü’ lü ihtiyar kasabalı, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

1980’ den sonra Türk Milli eğitimindeki kötü gidişatını bir ikikelime ile eleştirirdi kimseyi kırmadan: 

”Tost Nesli Test nesli” derdi..

 

İyi hizmet versinler, vermesinler Ankara’ya  şikayetçi dilekçelerinin eksik etmedikleri bazı  Ispartalılar için  de kalbindekini dökerdi.

 

Hep şikayetçi,  dedikoducu bazı Ispartalılar için: “Ispartalı’nın ayakkabısı yüzünden eskir” derdi.                                                                                                                                                 Nedenini ve kimler olduğunu sorduğumuzda:                                                                                        “Ecevit’ i , Özal’ı  Isparta  meydanında taşlayanlar  kimlerse;  işte onlar ” derdi.  “İşte bunların ayakkabıları tabanlarından eskimez: ona buna çelme taktıkları için ayakkabıları yüzünden yara alırdı.” derdi.  “Tabi tüm Isparta halkı başımızın tacı! Kim ne derki! “diye konuşurdu.

Kim bunlar? Araştırmalarımda gördüm ki:

 

Osmanlı paşası Sadrazam Reşid Mehmet Paşa komutasında 21 Aralık 1832' de Konya ovasında Osmanlı’ ya isyan eden Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile savaşa tutuşur. Savaşta Osmanlı komutanı Reşid Mehmet Paşa yaralanır. Kavalalı galip gelir. Kavalalı Mehmet Ali paşa  asker olarak Fas, Cezayir, Tunus ve Girit’ ten çok sayıda eğitimsiz ve çete görünümlü insanları savaş için Konya’ ya getirmişti. Kavalalı Paşa galip gelince bu ordudan kopan  toplama askerlerin çoğı Isparta bölgesine, Isparta’ ya gelerek yerleşirler         1832 . Sayıları az da olsa  bozguncu, her zaman dedikoducu ve şikayetçi olan bu grup için: Ben bu sözü söyledim. Isparta halkının tamamını niye eleştireyim ki..”  derdi.

Allah rahmet eylesin!.. Bir Isparta’ lı bilgindi  rahmetli Sümer Hoca...

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

DİĞER HABERLER