VELİ BABA SULTAN HAKKINDA...

Veli Baba sağlığında iken, Anadolu Valisi Murtaza Zor Paşâ’dan dergahın yaptırılmasını ister. Murtaza Paşa’da Isparta mütesellimine bu işin yapılmasını emreder. Bu şekilde kurulan dergaha Velî Baba 1047/1637 tarihinde kendi mülklerini vakfederek bir vakfiye düzenlemiştir. 12 Receb 1047 tarihli bu vakfiyeyi yirmiden fazla şahid huzurunda Uluborlu Kadısı el-Hac Üveys bin Mehmed tasdik etmiştir.

Bu vakfiye’ye göre:

1.Uluborlu tevâbi’inde legüb nam karyede bulunan kendi mülkü olan kadı evi demekle bilinen evi bütün tevâbi ve levahik ve tarayık ve mürafıkı ile, 
2.İki kıta bağını meyveli ve meyvesiz ağaçlarıyla
3.Bir misafirhane ve bir aşhane’yi
4.Üç kazan ve iki sofra sahanını,
5.Yassıviran sının içinde bulunan Davud değirmeni adıyla bilinen kendi değirmenini vakfetmiştir.

Vakfiye şartında ise kendi hayatta olduğu müddetçe, kendisi mutasarrıf olacak, ölünce büyük oğlu Hüseyin Baba Makamına kaim (yerine geçecek) ve mutabına naib olup, zikredilen evde oturup değirmenden ve bağlardan hasıl olan mahsulatı misafirhanede ayende ve revendeye (gelip-gidenlere) yemek  için sarfedecektir.

Hüseyin Baba öldükten sonra da Vakf-ı mezburun erkek çocuklarına ve onlarında erkek çocuklarına olmak üzere nesilden nesile İntikal suretiyle tevliyeti devam edecektir. Şayet hiç erkek evlâd kalmazsa, beldenin ha¬kimine havale olunup, vakfının kız çocuklarının bunu devam ettirmesi sağlanacaktır. Vakıfın şartlan bu şekilde açıklanmış ve mütevelliye teslim edilmiş, mütevelli de alıp kabul etmiştir. 

VELİ BABA VAKFİYESİ SINIRLARI

Vakfiyesi bu şekilde düzenlenmiş olan dergaha aynı köyün yani Ulugün köyünün daha önce tımar dahilindeki miri arazisi, 19 Zilhicce 1053 tarihinde tashih kılınmıştır. Bu tımar gelirini kısa bir zaman sonra erbab-ı tımardan Ali adında bir şahıs bir yolunu bularak berat çıkartıp kendi üzerine alarak, zaviyenin şeyhine haksızlık etmişse de (11-20) Rebul-ahir 1057 tarihinde tekrar geri zaviye üzerine alınmıştır. Aşâr ve rusumu zaviyeye ait olan, bu köyün, sınırı şu şekilde belirtilmiştir;

Yelbeleni, Tekne Kaklık ve Yan (yalnız) Alıç’a kadar,
Oradan Aktaş ve Sarıtaş’a kadar,
Oradan Gömüler Gediği ve Orta Yol‘a kadar,
Oradan Kapucu Harımı, Kara Arslan Bucağı, Çerçi Kuyusu ve Mezkur Orta Yol’a kadar,
Oradan Gölgeciler Harmanı ve Veli Baba kuyusuna,
Oradan Abdal İsa Harımı ve Kuru Maslak’a  (Musluk) kadar,
Oradan Meydan Oğlu İğdesi ve Kürsi Başında Yassıviran hududı olan Yol’a kadar.

Şimâlen; Karaca Kıran, Kurıca An başı, Bambıl Gediği, Dere Yayla, Şarkî bâlâsında, kâin Toklu Sivrisi Tepesi Söykeni
Garbi bâlâsında, Keçi Tepesi, Çaylalı Koyakdan
Garbinde, Elma Ağacı, Eşek Hisarı denilen Yumrı Taş Tepesi, Örencik Kavağı’na,
Oradan Çıbık içinde Kısık Yol Karşı yakasında Koca Tepe mezkur Yol Beleni ile mahdud ve mübeyyen ve müeyyeddir.

KILIÇ TIMARI KÖY VAKIF OLMAZ!

Bu sınırla belirlenen köy, Kadim-i Kılıç tımarı olduğu için Vakf olması meşru olmadığından 12 Şaban 1068 tarihînde emr-i şerifle geri tımar olarak tashih olmuştur (73). Bu tarihten itibaren tımar olarak kaydedile gelmiş ve 1250 tarihli beratla Mabeyn hademelerinden Ahmed adlı bir şahsın uhdesinde iken bilaveled ölmesi özerine tımar, 29 Teşrin-i sani 1285 tarihinden itibaren Varnalı Sağire Nefise’nin 50 guruş aylığına ilave olarak ölünceye kadar kendisine her ay 250 guruş olarak bu tımarın geliri tahsis edilmiştir.

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.

DİĞER HABERLER